"Zaman. Göreceli bir nehir, mutlak bir havuz. Dönüp bak hadi, özlemini duyduğun o sıcacık ana, akıntıyla fazla uzaklaşmadan bak. Belki bir benzerini yakalayabilirsin! Zaman. Göreceli bir nehir, mutlak bir havuz. Hadi kaçır gözlerini, dönüp bakamadığın o acı andan, akıntıyla uzaklaşana kadar kaçır. Belki bir benzerinden sakınabilirsin!” Farklı bir evrenin eşiğinde, kaybolmuş bir ruhun hikayesi... “Katıl bana, o bakıp durduğumuz damlaların döküldüğü havuza gir. Doğrusallığı unut önce, sonra unut doğrusallığı. Soğuğun içinde yaşamaz mı sıcak güne dair hasret? Bu, baharda açılacak bir hediye değildir de nedir? Arzuların ötesinde bir yer var, görebiliyor musun?” Bir ormandan bir kente, bir limandan bir adaya; denizin dibine, mağaraların en bilinmezine, devasa bir meşe ağacının köklerine, kısacası yaşamın özüne bir yolculuk bu.