"Beklenmedik gürültüden korktunuz sanırım. Misafirlerimizin susturmaya çalıştıkları vicdan sesleri nispetinde çalar sirenlerimiz." der kahramanlardan biri. Elbette hepimiz korkarız beklenmedik gürültülerden. Peki kaçımız rahatsız oluruz vicdanımızdan gelen seslerden? Belki de çoğumuz tıkarız kulaklarımızı kalbimizin derinliklerinden yankılanan çığlıklara. Hangimizin kıblesi doğruluk kaçımız hakkaniyetten yana? Üzeyir, İdris, Zelâl, Ali, İsmail, Müberra, Sıdıka, Zeynep ve Gülbeyaz; onların da gelmiş midir acaba bu sorular aklına? İşte bu hikayede, cevaplarla birlikte, iyilik maskesinin ardına saklananlar, haksızlıklar karşısında gözlerini kapatanlar, her şeye rağmen adaleti arayanlar ve bütün hayallerini minnacık bir mürdüm ağacının altında bırakanlar çıkacak karşımıza.