Bu kitap bir anlatı değil, varlığın çöküş günlüğüdür. Bir kadının kendine doğamadan, kendi sesini bulamadan, ama kendinden de vazgeçemeden sürdürdüğü sessiz bir direnişin kaydı. Burada kelimeler konuşmaz. Anlam yer değiştirir. Her sayfa, benliğin taşlaşmış bir kırıntısıdır. Ne anlatmak ister, ne anlaşılmak. Çünkü bu kitap, yaşanmamışlığın yankısıdır. Ve bu yankı okurun içinde susmaya devam eder.