Elinizdeki kitap bir otobiyografi olmaktan ziyade, yazarın kendi yaşantısının izlerinden beslenerek kaleme alınmış bir anlatıdır. “Biz eskiden kim nedir bilmezdik” duygusunu bir tek gün yaşamamış, aksine kimin ne olduğunun her an bilindiği, kimliğinin kendisine hemen her gün hatırlatıldığı, coğrafi bilirliğe rağmen sosyal ve kültürel farklılıkların bardaktaki su ve yağ gibi birbirine çok fazla karışmadan varlığını sürdürdüğü, paralel toplumların yan yana yaşadığı bir ortamda yetişen bir çocuğun hikâyesidir bu. 70’li yılların sonlarına doğru delikanlılık çağında, ülkenin içinden geçtiği kaotik atmosferde kişiliği şekillenmeye ve zaman zaman da “şekillendirilmeye” başlayan, anı ile kurgunun iç içe geçtiği bu denemede Kürt-Alevi bir gencin kimlik oluşumu sürecinin izlerini bulacaksınız. Anı ile kurgunun iç içe geçtiği bu deneme, bireysel bir yolculuğun ötesinde, bir dönemin ruhunu da yansıtmakla birlikte hayatı “az“ olanın gözünden anlatan bir denemedir.