“Selim Bey’in Basılamayan Öyküsü” ile “Ercan Bey’in Sırları” kitaplarımda, öykü kahramanlarının yaşamları geçmişlerinden beklenmedik bir anda gelen mektuplarla değişmişti. Yazarı bilinmeyen Selim Bey’in notları dost bir sahaftan, Ercan Bey’in yazdıkları da yaşamının sona ermesinden sonra bir meslektaşı tarafından bana teslim edilmişti. Hemen bütün kitaplarıma “yeni bir konuyu araştırmak, benim için yeni bir maceradır” cümlesiyle başlamıştım. “Ercan Bey’in Sırları” kitabımın yayınlanmasından çok uzun bir süre sonra, bana gönderilen bir mektup, bu defa beni “öngörmediğim bir maceraya” sürükledi. Süreyya Hanım’ın mektubu, onun içten anılarını, o dönem Ercan Bey’le yaşadığı “kitap yoğun” duygusal ilişkiyi, Süreyya Hanım'la salgın döneminde yaptığı yazışmaları, ona okumak için verdiği bir kitap hazırlığı içinde olduğunu düşündüren “kırmızı defteri” kapsamasıyla, Ercan Bey’in benimle paylaşmadığı bir sırrı daha gün ışığına çıkıyordu.