Bazı sorular, cevaplanmak için değil; insanı uçurumun kenarına kadar sürüklemek için sorulur. Yıllarca, nedenlerini bilmediğim fırtınalarda yönümü bulmaya çalıştım. Kimin yazdığını bilmediğim bir senaryonun, sonu gelmeyen sonuçları arasında savrulup durdum. Şimdi ise ilk kez, o karanlık boşluğa doğru fısıldıyorum: Neden? Cevapsızlığın sessizliği, en gürültülü çığlıktan daha korkutucu olabilir. Bu hikâye bir sona ulaşmanın değil, o devasa belirsizliğin içinde kaybolmanın öyküsü. Zira bazen en büyük tehlike sorunun cevapsız kalması değil; cevabın, sormaya korktuğunuz o sorunun ta kendisi olmasıdır. Kapı aralandı, ama içeride ışık yok. Girmeye hazır mısın?