Bach’ın matematiği ile Cemil Bey’in nefesi aynı sayfada buluşursa ne olur? İki Zamanın Meşki, Diyarbakır surlarının gölgesinde bulunan eski bir defterin, zamanın iki ucunu aynı masaya çağırmasıyla açılır: Johann Sebastian Bach ve Tanbûrî Cemil Bey. İlk hüküm kısadır: “Önce akort.” Akort tutulunca asıl mesele görünür: Ses, yazıya emanet edilen sabit bir düzen midir; yoksa nefesin içinde her defasında yeniden doğan bir hâl mi? Kontrpuan ile makam, ölçü ile usûl, kayıt ile kayıp yan yana gelir. Kapı aralandığında çizgi ile kıvrım birbirine değmeye başlar. Bu roman okuru bir toplantıya değil; bir meclise davet eder: İşin değil, ruhun görüldüğü yere…