Bazı kitaplar cevap verir. Bazıları ise insanın yıllardır kaçtığı soruları sessizce önüne bırakır. Bu kitap, umut dağıtmak ya da yaraları teselli etmek için yazılmadı. Sayfaları arasında sizi bekleyen şey; modern hayatın gürültüsü, alışkanlıkların uyuşturucu etkisi ve insanın kendi varoluşuyla giriştiği amansız hesaplaşmadır. İsimsiz bir anlatıcının gözünden; kıraathaneler, rutubetli bodrum katları, yağmurlu sokaklar ve sıradan insanların hayatları, alışılmış anlamlarını yitirerek felsefi bir sorgulamanın parçasına dönüşüyor. Her karşılaşma, her diyalog ve her sessizlik; ölüm, yalnızlık, aidiyet, özgürlük ve hakikat üzerine yeni bir kapı aralıyor. Bu eser, kolay okunan bir roman değildir. Çünkü okurunu rahatlatmayı değil, düşünmeye zorlamayı seçer. Yerleşik kabulleri sarsar, ezberleri bozar ve insanın kendisinden bile sakladığı karanlık odalara cesurca girer. Eğer edebiyatın yalnızca hikâye anlatmasını değil, zihni de dönüştürmesini istiyorsanız; bu sayfalarda kendinizle yüzleşmeye hazır olun. Çünkü bazen en büyük yolculuk, insanın kendi içine yaptığı yolculuktur.