Kale, Tuna’nın kıyısında, suyun ağır ve sabırlı akışına sırtını vermişti. Nehir burada genişler, akşamüstleri ise kurşuni bir renge bürünürdü. Yerle gök birleşirdi sanki. Bahar aylarında taşkın tehdidi olurdu ama o taşkınlar top sesleri kadar korkutucu değildi. Kalenin etrafındaki toprak verimliydi. Mısır ve buğday tarlaları, surların gölgesine kadar sokulurdu. Dizdar Abdullah Ağa, Güney burcunda duruyor, Tuna’ya bakıyordu. Nehir ağır, ağır akıyordu. Sanki hiçbir şey olmamış gibi. Oysa bu su, unutmuyordu. Yergöğü’nün yaşlıları hâlâ anlatırdı. Yüz yıl önceki o bozgunu. Tahta köprü faciasını. Geri çekilen ordunun panik hâlini, Top sesleri arasında çöken kirişleri. Zırhıyla suya gömülen askerleri. Bir Ekim sabahı, Tuna insan yutmuştu. Derlerdi ki su günlerce bulanık akmış, kıyıya vuran cesetleri köylüler tanıyamamıştı. Akıncı Ocağı’nın belide o gün kırılmıştı… Abdullah Ağa o hikâyeleri çocukken dinlemişti. O zamanlar bu toprakların uğursuzluğuna inanmazdı. Şimdi burcun üzerinde dururken, aynı nehre bakıyordu. Yüz yıl önce köprü çökmüştü. Şimdi de surlar çöküyordu. Tarih bazen farklı taşlarla aynı cümleyi kurardı.
Okuyucuların Hisleri
Kitap Künyesi
- Yayınevi
- İtali̇k Yayinlari
- Basım Yılı
- 2026
- Sayfa Sayısı
- 200
- Kapak Türü
- Karton Kapak
- Kağıt Türü
- Kitap Kağıdı
- Boyut
- 13.5 x 21 cm
- Dil
- Türkçe
- ISBN
- 9786259234113
Tahmini Okuma Süresi
Toplam ~5 Saat200 sayfa · ortalama okuma hızına göre tahmini.

