Tillandsia ve Sinek, kucağında bir bebek, çantasında parçalanmış kimliği, sırtında kuşaklarca aktarılan aidiyetsizlik, cebinde yalnızlık ile her gün dikenli yollarda yalın ayak yürümeye, koşmaya devam eden bir kadının hikâyesidir. Her şeyi başardım dediği an beyninde bulunan leke ve kendisini her yerde takip etmeye başlayan bir sinekle hayatı sarsılır. Başta görmezden geldiği bu sinek onu Tanrı Dağları’nın eteğine sürükler ve geçmişin perdelerini aralar. Bu roman, anneliğin, çalışma hayatının, toplumun görünmeyen baskısının, göçün, kimlik arayışının ve kadın olmanın zorluklarını anlatıyor.