“Zamanın ötesinden rüzgârların uğultusu fısıldıyor; kulağıma, Narderia topraklarına düşen ilk gölgelerin sesi çalınıyor. Kadim olan uyanıyor. Toprağın titreyen nefesi, yaklaşan kötülüğün ayak seslerini müjdeliyor. Baria, yoluna bırakılan o çocuğun sıradan bir fani olmadığını biliyor. O, zamanın ötesinden sızan, kaderin mührünü taşıyan bir kıvılcım. Yanındaki yorgun toplulukla birlikte, sınırları çoktan silinmiş, yolları hafızalardan dahi kazınmış yasaklı diyarlarda attığı her adım yalnızca hayatta kalmak için değil, kadere meydan okumak içindir. Bu, çeliğin kâr etmediği; bedeli kılıçtan çok daha ağır bir yazgının hikâyesi... Derinliklerden yükselen sesler artık yalnızca bir uğultu değil; isimleri unutulmuş, tarif edilemez bir açlığın çığlıklarıdır. Yaklaşan fırtınanın yalnızca kılıçları değil, ruhları da öğüteceğini biliyorum. Işık, unutulmamak için son kez sınanmaya hazırlanırken; Baria'nın korumaya çalıştığı o masum kıvılcım, ebedî karanlığı dindirmeye mi yarayacak, yoksa felaketi hızlandıracak mı? Narderia nefesini tutmuş, bıçak sırtındaki kaderini bekliyor.