BİR HASTANE. ÜÇ KİMLİK. İKİ GERÇEK. TEK HAYAT. Boyun damarları saniyeler içinde kabarıp kalınlaştı; önce parmak genişliğini aştı, ardından neredeyse bir el bileği kalınlığına ulaşarak derinin altından ürkütücü bir canlılıkla atmaya başladı. Her nabız atışı, içeride bir şeylerin sınırına dayandığını, geri dönüşü olmayan bir eşiğe hızla yaklaşıldığını hissettiriyordu. O an duyulan çatırtı ise tartışmaya yer bırakmayacak kadar netti; kuru, keskin ve ürpertici... Bu ses, hiç şüphesiz kafatası kemiklerinden yükselmisti; bir bütünün artık kendi bütünlüğünü taşıyamadığının habercisi gibi...