Basra’da yürürken bazı insanlar önüne çıktılar ve şöyle dediler. Allah (c.c.) “Bana dua edin, duanıza icabet edeyim,” buyuruyor. Lakin biz çok dua ettiğimiz hâlde dualarımız bir türlü kabul olmuyor diye sorduklarında, O mübarek insan da aynen şöyle buyurmuştu. “Yaptığımız dualar niçin kabul olmuyor?” diye soranlara İbrahim bin Edhem Hazretleri şu cevabı verir: “Cenabıhakkʼı bilirsiniz, buyruğunu tutmazsınız. Peygamberʼi bilirsiniz, sünnetlerini yerine getirmezsiniz. Kurʼan okursunuz, amel etmezsiniz. Hak Teâlâʼnın nimetlerini yersiniz, şükretmezsiniz. Cenneti bilirsiniz, onu istemesini bilmezsiniz. Cehennem vardır dersiniz, ondan layıkıyla sakınmazsınız. Ölüm vardır dersiniz, hazırlanmazsınız. Bu kadar fenalıkla duanız nasıl müstecâb olsun?” En güzel cevabı onlara bu şekilde vermiş oldu. Şimdiki insanların da durumu onlardan farklı değil. Onların durumu bizden çok çok daha iyi olmasına rağmen dualar kabul edilmiyor. Neden bizden çok iyiler? Çünkü o zamanlar şimdiki gibi fitne, fesat, ahlaksızlık, haksızlık, adaletsizlik, kokuşmuşluk, zulüm, Allah’tan korkmamak ve Peygamberden utanmamak diye bir şey yoktu.