Metafizik ile bilimin birbirinden ayrı uğraşlar olduğunu düşünmek ancak ve ancak yüzeysel akıl yürütmeler ile mümkündür. Aydınlanma ile beraber bilimsel metottaki olgunlaşma, çok önemli kazanımlar getirse de bilimin “artık kendi gündemini belirlemekte zorlanan kötürümlük haline” engel olamamıştır. Bu gidişatın en önemli müsebbibi, bilim ile metafizik birbirinden apayrı şeyler”miş” gibi kurgulanan bilim felsefesidir. Bu felsefi zemin öylesine yetersizdir ki, bilimin tarihte kendisini ilk nispet edeceği yere karar vermek bile oldukça meşakkatli iken, çok önemli birçok bilimsel gelişmeyi bu zeminde bir yerlere oturtmak neredeyse imkânsızdır.Gelinen noktada, bilimsel ekoller yeni paradigmal değişimlere izin vermeyecek ölçüde ortodokslaşmış ve hantallaşmıştır. Bu da yankı odalarındaki faydasız meşguliyetleri için muazzam kaynaklar harcayan epistemik cemaatler doğurmuştur. İşe yarayan uğraş alanlarının neferleri ise şirketlere ticari avantaj kazandırmanın derdiyle dertlenmektedir.Bilim felsefesinin sınırları delik deşik olmuştur. Bilime yeni sınırlar çizilmesi için yeni kaideler belirlenmesinin gerekliliği ortadadır. Bu eser, bilimin sınırlarını birçok farklı açıdan tartışmaktadır.