Hayat bazen bir çocuğun gözünde, ilk kez gördüğü bir cenazeyle başlar. Ölümü daha anlamadan kokusunu tanır insan. Zaman ilerledikçe kaybettiklerinin yüzleri sırayla geri döner; bir babanın kanlar içindeki son bakışı, genç bir adamın kendi elleriyle sona yürüyüşü, bir arkadaşın yavaşça çürüyen hayalleri… Ve insan büyüdükçe ölümler de büyür; arkalarında bıraktıkları boşluk da.Feri Sönmüş Gözler, bir ömrün tüm karanlık çağrışımlarının içten bir dille anlatıldığı sarsıcı bir yolculuk. Çocukluk sokaklarından mezarlıkların sessizliğine, kabusların dar koridorlarından insanın kendi içine çöken karabasana uzanan bu hikâye; sadece ölümle yüzleşmeyi değil, aynı zamanda hayatta kalmanın ağırlığını da anlatıyor.Bir çocuğun gözünden başlayan hikâye, yetişkin bir adamın kalbine çöken acılara dönüşüyor. Dostların birer birer yok oluşu, yanlış seçimlerin sürüklediği dipsiz kuyular, kaderin en acımasız yüzleri, insanın kendi gölgesiyle savaşları… Bu kitapta her sayfa, yaşamın görünmez cephesinde yaşanan bir çarpışmanın izlerini taşıyor.Belki de hepimizin içinde, bazen fısıltıyla, bazen çığlıkla soran o tek soru var:“Biz neden hayatta kaldık… ve neyin bedeli hâlâ gözlerimizde?”