bir kitabı okudu.
Seker Portakali Ciltsiz
Jose Mauro De Vasconcelos“Ne güzel bir şeker portakalı fidanıymış bu! Hem bak, dikeni de yok. Pek de kişilik sahibiymiş, şeker portakalı olduğu ta uzaktan belli. Ben senin boyunda olsaydım başka şey istemezdim.”“Ama ben büyük bir ağaç istiyordum.”“İyi düşün, Zezé. Henüz gencecik bir fidan bu. Bir gün koca bir ağaca dönüşecek. Seninle beraber büyüyecek. İki kardeş gibi iyi anlaşacaksınız. Dalını gördün mü? Bir tanecik dalı olsa da sanki özellikle senin binmen için hazırlanmış bir ata benziyor.”Brezilya edebiyatının klasiklerinden Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos’un başyapıtı kabul edilir. Yetişkinler dünyasının sınırlamalarına hayal gücüyle meydan okuyan Zezé’nin yoksulluk, acı ve ümit dolu hikâyesi yazarın çocukluğundan derin izler taşır.Beş yaşındaki Zezé hemen her şeyi tek başına öğrenir: sadece bilye oynamayı ve arabalara asılmayı değil, okumayı ve sokak şarkıcılarının ezgilerini de. En yakın sırdaşıysa, anlattıklarına kulak veren ve Minguinho adını verdiği bir şeker portakalı fidanıdır…Şeker Portakalı’nın başkahramanı Zezé’nin büyüdükçe yaşadığı serüvenleri, yazarın Güneşi Uyandıralım ve Delifişek romanlarında izleyebilirsiniz.
Bazı kitaplar yalnızca okunmaz, hissedilir. Şeker Portakalı da onlardan biri. Zezé'nin çocuk gözünden anlattığı dünya; masumiyeti, hayal gücünü, sevgiyi ve hayatın zorluklarını aynı anda hissettiriyor. Sayfalar ilerledikçe bazen gülümsüyor, bazen de derin bir hüzün yaşıyorsunuz. Dili oldukça akıcı olduğu için kolay okunuyor; ancak bıraktığı duygular uzun süre sizinle kalıyor. İnsan olmayı, sevginin gücünü ve küçük bir çocuğun dünyasını anlamak isteyen herkesin en az bir kez okuması gereken eserlerden biri. ⭐ Puanım: 5/5 Siz bu kitabı okudunuz mu? En çok hangi duyguyu hissettiniz? 💚📚 Sizce bir kitabı unutulmaz yapan şey nedir? Konusu mu, karakterleri mi, yoksa hissettirdikleri mi?
"Küçücük çocuklara her şeyi neden anlatmak gerek?"

