@costanzo89•24 gün önce
İnsanlıktan ümit kesmedim fakat insana güvenmiyorum...
Yorum yap
68
Huzur, bir günün bin yıl gibi yaşandığı ihtişamlı bir aşkın anlatısı mı? Artık çoktan göçmüş, ihtişamlı bir medeniyetin ardında bıraktığı huzursuzluğun anlatısı mı? 1948 tarihli tefrika duyurusundaki ifadeyle, “Harbin başladığı günün hudutlardan, siyasi muhitlerden, muharebe meydanlarından uzak hikayesi” mi? Bütün bu soruların birbirlerinin yerine geçerek bütünleştiği, bir olduğu; aynı anda hepsinden uzak, aynı anda hepsine yakın müphem bir içselliğin, müstesna bir varoluş sembolizmiyle İstanbul’un hafızası ve müziğin yükselip alçalan ritmi içinde; aşkı ve medeniyeti, sanatla hayatın yan yana aktığı zarif bir dille soylulaştıran Huzur, gerçekte bizim iç hikâyemizdir. Huzur, Türk romanının ihtişamıdır.
İnsanlıktan ümit kesmedim fakat insana güvenmiyorum...
Küçük çocuk gibi bir gülüşü vardı.
Hayat bir türlü yoluna giremiyor. Ve giremiyecek de.
Senin dışında düşünememek hastalığına müptelâyım.
Sanki "Biz hayatın dışındayız, derlerdi. Hayatın dışında...O, her şeyi besleyen hayat suyu bizden çekilmiştir. Ölüm bile bizim kadar kısır değildir."
Benim sana söyleyecek binlerce kelimem vardı ama sen beni bir suskunlukla öldürdün.
İnsanlıktan ümit kesmedim, fakat insana güvenmiyorum.
Şartlar değişince insanlar da değişir...