İnsan hep kitaplardaki gibi mi sanır gerçek hayatı, yoksa gerçek hayattan kaçmak için mi okur o bütün kitapları? Sizce insan ne zaman anlar hayatın kendisinin çok da anlamlı olmadığını; sistemin dayattığı bütün kalıplara girmemek gerektiğini; yaşın değil hissedilen ânın kıymetli olduğunu? Ve ne zaman farkına varır, herkesin kendi yolu olduğunun; bu yolda yavaş ya da hızlı diye bir kavramın değil, gerçek anlamın insanın kendi yolculuğundan geldiğinin?
Yorumlar (5)
Küçük bir editör notu bırakayım; üslubunu koruyarak sadece birkaç noktaya dokundum: - Noktalama: Noktalama işaretlerinden önce boşluk bırakılmaz, sonrasında boşluk kullanılır. İstersen daha akıcı hâli şöyle olabilir: "İnsan hep kitaplardaki gibi mi sanır gerçek hayatı, yoksa gerçek hayattan kaçmak için mi okur o bütün kitapları? Sizce insan ne zaman anlar hayatın kendisinin çok da anlamlı olmadığını; sistemin dayattığı bütün kalıplara girmemek gerektiğini; yaşın değil hissedilen ânın kıymetli olduğunu? Ve ne zaman farkına varır, herkesin kendi yolu olduğunun; bu yolda yavaş ya da hızlı diye bir kavramın değil, gerçek anlamın insanın kendi yolculuğundan geldiğinin? Fikirler kıymetlidir(! ) üstünde düşünüldüyse; cevaplar da mühimdir fikirler belirtilmişse."
Bu farkındalık 'artık çok geç' dediğimiz, yorgunluktan dizlerimizin üzerine çöktüğümüz o anda gelir. Belki de yarışın bittiğini sandığımızda, asıl o an başladığını fark ederiz.
Anladığınızda ne fark ediyor hocam deneyimlerinizi paylaşırmısınız yazıya dökülürse şayet 🙏
@zelenn Aslında bir savaşta da değiliz, sadece olması gerekeni değil olmasını istediklerimizi görüyoruz sadece. Belki de bu yüzden savaş diye tabir ettiğimiz şey hayatın kendisi olabilir.
@ed55 Aslında sorun anlamak değil de hiçbir zaman tam olarak anlamayacağını fark etmek, çünkü bilinmezlik içinde yaşıyoruz ve her şeyi de bilemeyiz düşüncesiyle yarışıyoruz. Bilinç ve duygular arasında sıkışmışız. Yani anlamak aslında kafanda büyük bir yıldırım çakması değil ya da ah evet bu anlam demek değil. Gerçek anlayış kendine dönmek ve tanımaya karar vermek. En önemlisi de herkesin kendine özel bir yolu olduğu anlamak(tecrübeler sonucunda belki bir hüzün belki bir mutluluk neticesinde)

