Yine İstanbul.. hayallerinin peşinde gelip, şehrin en kesif kokularının hakim olduğu kuytu köşelerde birleşen hayatlar.. Tekila Leyla ve beş kadim dostun hikayesi.. . Şehrin kenarlarında bir çöp kutusunda yatan cesedi ve kalbi durduktan sonra beyin fonksiyonlarının devam ettiği o on dakika otuz sekiz saniyelik zaman diliminde tüm yaşamı gözünün önünden geçiyor Tekila Leyla’nın.. Yaşamının son günü ‘su bağı’ olarak adlandırdığı dostlarından başka yanında kimsenin kalmadığı bir son.. . Kitapta yalnızca baş karakterlerin hikayesi yoktu, yoldan geçen trafik polisinin, seyyar satıcının, fahişelerin, müşterilerinin, camdan bakanın kısaca gözünüze ilişen herkesin kısa hikayeleri vardı, bu biraz yorucu olsa da her kesime her konuya değinmesi geniş bir perspektif ile görmeyi sağlıyordu. Aslında Leyla’yı daha güçlü bir karakter olarak okumayı da isterdim. Onu baş karakter yapan ayırt edici özelliklerini daha ayrıntılı dinlemek isterdim. Hikaye genişledikçe asıl karakterin rolü sonlara doğru azalmaya başlasa da, son derece nitelikli ve sürükleyici bir okuma yolculuğu benim için. . Bir gecede bitirmek uğruna uykusuz kaldığım nadir yazarlardan Elif Şafak.. Son okuduğum Havva’nın Üç Kızı’nı istisna tutarak tüm eserlerini aynı beğeni ve heyecanla okuduğumu söyleyebilirim.. . Eh ozaman ertelemeyin, keyifli okumalar dilerim #elifşafak
@zehradurust•53 gün önce
Yorum yap
74
Yorumlar (0)
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz.


